Üreticiler İçin Teknopark

Üreticiler için teknopark yazılımcı şirketlere göre daha farklı dinamiklere sahip. Bu çerçevede teknoparklarla ilgili hazırladığımız yazı dizisinin ikinci yazısını bu konuya ayırdık. İlk yazımızda teknopark vergi teşviklerini değerlendirmiştik.

Şüphesiz ki üretim tabanlı firmalar için Teknoparklar, yazılım şirketlerine kıyasla daha karmaşık bir oyun alanıdır.

4691 sayılı Kanun “teknolojik ürün geliştirme”yi destekler. Ancak kanun teknoparkları bir organize sanayi bölgesi haline getirmez. Bu ayrım dikkate alınmadığında üreticiler için teknopark ciddi bir operasyonel yüke dönüşür.

Makine, medikal cihaz ya da elektronik kart tasarımı yapan bir üreticiyi ele alalım. İşinin doğası gereği bu firmanın yaptığı pek çok faaliyet yenilik sınıfında olur. Şayet yenilik ve üretim operasyonları iyi bir şekilde konumlandırılırsa bu firma için teknopark güçlü bir Ar-Ge mutfağı olur. Bu Ar-Ge mutfağı, şayet şirketin üretim alanına yakın olursa da yemekler soğumaz. 👩🏼‍🍳 Yeri gelmişken hemen Teknoparkların yer aldığı güncel TGB listesini buradan paylaşalım.

Yenilik faaliyetlerinin bir parçası olan prototip geliştirme safhasında üretici firma kanunda yer alan aşağıdaki teşviklerden faydalanır:

  • Ar-Ge personelinin gelir vergisi istisnası
  • Makine ve teçhizat alımlarında KDV ve gümrük vergisi avantajları

Fakat prototip geliştirme sürecinin ardından seri üretime geçişte işler değişir.

Üreticiler İçin Teknopark ve Vergi Muafiyeti

Kanunun sunduğu ışıltılı avantajlar, bir çok üreticinin konuyu yanlış yorumlamasına yol açar. Üreticiler sıklıkla teknoparkta geliştirilen ürünün seri üretiminden elde edilen tüm gelirin vergi dışında olduğu yanılgısına kapılır. Ama mevzuat bunu tariflemez.  Ar-Ge faaliyeti sona erdiğinde, ve seri üretim ve ticari faaliyetler başladığında kanun uygulamasına son verilir. Bu süreçler gayrimaddi hak kazancı gibi daha karmaşık hesaplama yöntemlerine bağlanır.

Bu noktada kritik soru ortaya çıkar:
“Ar-Ge nerede bitti, ticaret nerede başladı?”

Bu soru, üretici firmalarda mali müşavirleri en çok zorlayan başlıktır ve yanlış cevaplanması ciddi vergi riskleri doğurur.

Üreticiler İçin Teknopark – Hibrit Yapılar

Bir diğer göz ardı edilen konu ise çalışma ortamıdır. Teknopark binaları çoğunlukla; ofis tipi plazalardadır. Yani bu bölgeler genel olarak üretime zaten uygun değildir.

Bu nedenle üretici firmaların hibrit bir yapı kurması gerekir. Yani;

  • Tasarım
  • Mühendislik
  • Ürün geliştirme süreçleri

için bir ekip kurulur. Bu ekip çalışmalarını teknopark ofiste yürütür. Üretim faaliyetleri ise firmanın  OSB ya da OSB haricinde yer alan üretim sahasında sürdürülür. Ancak bu durumda üreticiler iki ayrı tesisin getireceği kira, yönetim, personel koordinasyonu ve lojistik gibi maliyetleri dikkate almalıdır. Bu yüzden belirli ölçeğin üzerindeki üreticilerin çoğu Ar-Ge ya da tasarım merkezi oluşumuna yönelmektedir.

Sonuç

Üreticiler teknoparkta yer alma kararı vermeden önce kendilerine şu soruları sormalılar:

  • Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetleri üretim tesisi haricinde bir yerleşkede yapılabilir mi?
  • Üretimde çalışan personeller Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerine ne ölçüde katkı sağlıyor?
  • Şirket projenin hangi aşamasından sonraki aşamaları ticari faaliyet olarak tanımlıyor?

Şayet bu sorulara 4691 sayılı kanun cevap verebiliyorsa, üreticiler Ar-Ge, tasarım ve yenilik faaliyetlerini TGB’ye taşıyarak hibrit bir yapı kurmalılar.

Teknopark ofisi ve üretim tesisi faaliyetleri arasında net bir ayrım yapılmadığı takdirde;

  • Vergi avantajları yanlış yorumlanır
  • Hibrit yapıların maliyetleri göz ardı edilir
  • İlerleyen dönemde ciddi vergi ve denetim riskleri ortaya çıkar

Bu yazı dizisinin devamında, Teknopark ekosisteminin yazılımcılar için nasıl çalıştığını, hangi noktalarda gerçekten avantaj sağladığını ve hangi durumlarda beklenen faydayı yaratmadığını ele alacağız.